PRATİK BİLGİLER

» Amortisman Sınırı
» Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
» Emlak Vergisi Oranları
» Fatura Düzenleme Sınırı
» Değer Artış Kazançları İstisna Tutarları
» Kıdem Tazminatı Tavanı
» Usulsüzlük Cezalarına Ait Cetvel
» Yıllık Ücretli İzinler

MUH. STANDARTLARI

Ülke içinde kullanılan muhasebe standartlarını uluslararası standartlarla bütünleştirebilmek için 1995 yılından bu yana 43 uluslararası muhasebe standardı Türkiye’ye ...

T.C. RESMİ GAZETE

DUYURULAR

Finansal Yapıyı Etkileyen Durumlar

1- Mali Yapıyı Etkileyen Durumlar:

İşletmeler faaliyetleri sırasında pek çok risklerle karşıla karşıya kalır. Bunları aşarlar, fırsat haline çevirirler, tecrübe ederler veya irili ufaklı kayıplar yaşarlar. Günümüzde; ekonomilerin çeşitlenmesi, yasal düzenlemeler, siyasi gelişmeler, stratejik olaylar… gibi nedenlerle işletme ekonomileri inişli çıkışlı seyirler gösterebilir. Ülke ekonomi tarihimizde önemli bir yeri olan “2000 krizi”nde bunun örneklerini gördük. Önemli büyüklüğe sahip olan işletmeler “yok oldu”lar. Bugün tanıdığımız, o yıllarda adını çokta duymadığımız bazı işletmeler ise “var oldu”lar. İkinci durumun örnekleri az olsa da bize; “riskleri fırsata çevirme” olasılığının olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu son cümleden “bu yazıda fırsat! var” sonucunu çıkartmayınız. Bu yazının amacı daha çok “deprem anında yapacaklarımız” ile ilgili. Bu nedenle unutmayınız ki, deprem için önlemler “depremden önce” alınır. Deprem anında binalarınızı sağlamlaştıramazsınız. Ancak önceden sağlamlaştırdığınız binanızda daha az korku ile oturursunuz. Sarsıntının bitmesini bekleyip, çevre güvenliğinden emin olduktan sonra toplanma noktasına gidersiniz. Binanız sağlam değilse, önce kafanızı sokacak bir “güvenli alan” bulur, eğer sarsıntı geçene kadar sağ kalmışsanız, enkazdan veya binanızdan dışarı çıkmaya çalışırsınız. Dışarı çıksanız bile “önceden önlem almadığınız için” aç – susuz kalabilirsiniz. Toplanma alanınız yok, deprem çantanız – kutunuz yok. Allah devlete zeval vermesin deyip, Kızılay çadırını beklersiniz.

İşte bu yazı da “erken uyarı sinyallerini göremeyen” gerekli önlemleri alamayan, “kriz”e hazırlıksız yakalanan işletmelerde yapılabileceklerle ilgilidir. Deprem kötü bir örnek oldu belki… ancak bu vesile ile deprem konusunu da dile getirmiş olalım. Deprem nasıl sevdiklerimize, birikimlerimize, hayatımıza zarar veriyor ise; finansal krizlerde işletmemize büyük zararlar veriyor. Bir kez daha dile getirmek gerekirse;

Finansal – ekonomik riskleri önceden görebiliriz. Önlemler alabiliriz. Bu yazıda biz, İşletmelerin önlemi olsun – olmasın kriz ortamında – kriz piyasasında yapılabilecekleri konuşacağız. Kesinlikle “geçici” olan bu durumun etkilerini azaltmak için yapılabileceklerden bahsedeceğiz. Konu şöyle yürüyecek:

İşletmelerin mali yapılarını etkileyen durumlardan bahsedeceğiz.

Bir kontrol listesi oluşturacağız.

Yapılabilecekler ve kontrol listesinin içeriğini birlikte oluşturacağız. Örnekler vereceğiz. Önlemlerin mali yapıya etkisine bakacağız.

Bu şekilde somut olarak, teoride boğulmadan yapılabilecekleri konuşacağız.

A- İşletmelerin Mali Yapılarını Etkileyen Faktörler:

1. Enflasyon :

Her ne kadar Türkiye bu konuyu uzun zamandır risk kalemi olarak daha az dikkate alsa da kısa vadede yeniden bir risk kalemi olarak karşımıza çıkacak gibi gözüküyor. Fiyatlar genel düzeyinde yukarı yönlü seyir işletme maliyetlerini artıracaktır. Maliyet artışları işletmenin sattığı mal veya hizmet fiyatlarının artışına, o da enflasyon artışına neden olacaktır. Evet klasik tanımı ile enflasyon sarmalı…

İşletmelerin hem üretim hem de işletme maliyetlerinde meydana gelecek artışlardan “enflasyon özeli”nde pek korunma yönteminden bahsedilemez. İşletmelerin enflasyondan korunma konusunda yapabilecekleri sınırlıdır. Burada sınırlı kaynaklar ile; işletmenin mali yapısını etkileyen faktörlerden korunma yöntemlerinden bahsedeceğimiz için bu ifadeyi kullanıyoruz. Aksi taktirde enflasyondan korunmanın tabii ki pek çok yolu var.

Enflasyonun yukarı yönlü seyretmesi ile birlikte, onun kardeşi “faiz”de gün yüzüne çıkar. Faizin kontrolsüz bir şekilde yüksek olması bir ekonomi için en büyük risktir. Hatta bir ekonomide klasik anlamda “faizin olması” en büyük sorunlardan biridir.

Faizin yüksek olması işletmelerin borçlanma maliyetlerinde artışa neden olurken, kar oranlarını da olumsuz etkileyecektir. Yüksek faiz uzun (Sabit Kıymet) ve kısa vadeli (Stok) yatırım finansmanını doğrudan etkileneceğinden, işletmeler bu dönemde duraklama dönemine girebilirler. Ayrıca öteden beri gelen ve aslında belli bir plan dahilinde sorunsuz ödenen borçları nedeni ile önemli risklerle karşı karşıya kalırlar. Aslında bu durum içinde önceden önlemler alınabilir. Ancak bu yazının konusu yine “risk meydana geldikten sonra” yapılacaklar olduğundan sadece bu çerçevede önlemlerden bahsedeceğiz.

2. Kur Riski: Ülke parasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi, dışa bağımlı sektörlerde ithal ürün maliyetlerinin artması sonucunu doğurur. Ülke parasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi, döviz cinsinden borcu olan işletmelerin finansman yükünü ağırlaştırır.

3. Gerçekte olmayan kazanç vergilendirilir ya da olmayan zarar bilançolara yansır. Bu durum ya mükelleflerin ödeyecekleri vergilerin fazla olmasına ya da zarar durumunda devletin vergi gelirlerinin azalması sonucunu doğurur.

4. İşletme aktifine kayıtlı maddi ve gayrimaddi duran varlıklar, değer kaybına uğrar.

5. Yatırım mallarının satın alınmaları ile aktife alınmaları arasında geçen sürede yaşanan döviz kuru farklılıkları, yatırımların gerçek değerlerinden daha az bir tutar ile aktife alınmaları sonucunu doğurabilir.

6. Teknik iflaslar ortaya çıkar.

7. Olumsuz iktisadi koşullar yüzünden, iflas eden ya da konkordato ilan eden tacir sayısı artar. Bu durum zincirleme halinde alacaklarını tahsil edemeyen diğer tacirleri etkiler.

Neler Yapılabilir: (Kontrol Listesi)

  1. Şüpheli alacaklar için ek süre verilmeksizin tahsilatların
  2. Yeni Borç yerine diğer kaynakların devreye alınması (Analiz sonucuna göre, Varlık satışı, Sermaye artışı, Stok eritme, alacak iskontosu vb.)
  3. Yeniden Değerleme Uygulamasının Tekrar Başlatılması
  4. Maliyet Artışı Fonu Uygulamasının Yeniden Başlatılması
  5. İç Verginin uygulamaya konulması (Yedek akçe)
  6. Gereksiz vergi yükünü engellemek (Değerleme farkı, yeniden değerleme, kur farkı vb) Teşvik / uyumlulukların gözden geçirilmesi, sgk indirimi ve vergiye uyumluluğun bozulmaması,
  7. İşletme yapısına ve sektörüne göre değişen diğer önlemler.